|
4.
Namaz, en câmi ibâdettir
İÇİNDEKİLER
Namaz en câmi, yani bütün ibadetleri ve
zikirleri, özet olarak içinde toplayan, en
kapsamlı bir ibadettir.
Namazın manası, Rabbimizin celâline karşı
“Sübhanellah” deyip tesbih etmek, cemaline karşı
“Elhamdülillâh” diyerek hamdetmek, kemaline
karşı “Allahüekber” deyip tâzim etmektir.
Rabbimiz, sonsuz büyüklük sahibidir, yücedir,
eşi benzeri yoktur. Tesbih, Onun her türlü acz,
kusur ve eksikten münezzeh olduğunu ifade
etmektir.
O, her bakımdan eksiksizdir, mükemmeldir. Tâzim,
Onun yüceliğini ve büyüklüğünü belirtir.
Son derece güzeldir ve bütün güzellikler Onun
sonsuz güzelliğinin bir tecellisidir. İşte
hamdetmek, Onu övmek ve minnettarlığımızı
bildirmektir.
Tekbir, tesbih ve hamd namazın her yerinde
bulunur. Namaza tekbirle başlarız ve bütün
rükünler arasında “Allahüekber” deriz.
Arkasından “Sübhaneke” duasıyla tesbih başlar,
rükû ve secdelerde üçer defa tesbih ederek
Rabbimizin münezzehliğini dile getiririz. Bütün
rekâtlarda okuduğumuz “Fâtiha”nın başında
Allah’a hamd vardır.
Namaz âdeta tesbih, tekbir ve tahmid
çiçekleriyle süslenmiş, rengârenk ışıklarla
nurlanmış eşsiz bir ibâdettir.
Ayrıca namazdaki her hareket de aynı manayı
ifade eder. Ayakta durmak, önünde el bağlamak
saygının ifadesidir. Rükûya eğilmek yine
saygıdandır. Diz çökmek, yüce bir varlığın
karşısında acizliğin göstergesidir. Secdeye
kapanmak ise, sevgi ve saygının, Allah
karşısında her şeyini feda etmenin zirvesidir.
Secde etmek, “Rabbim, maddî ve manevî bana ne
emanet etmişsen, hepsini Senin yoluna serdim,
Sana feda ettim, her şeyimle Sana teslim oldum”
demektir.
Namaz aynı zamanda bitki, hayvan, melek gibi
varlıkların yaptıkları ibadetlerin tümünü içine
alır. Çünkü, onların bir kısmı sürekli secdede,
bir kısmı sürekli rükûda, bazısı da devamlı
ayaktadır. Ayrıca meleklerin kimi tehlil
(Lâilâhe illâllah) ile, kimi tesbih
(Sübhanellâh) ile, kimi tahmid (Elhamdülillâh)
ile, kimi tekbir (Allahüekber) ile Allah’ı
zikretmektedir. Namaz onların hem hareketlerini,
hem zikirlerini içine alır.
Namazda oruç, zekât ve hac gibi ibadetlerin özü
ve ruhu vardır. Namazda yeyip içmemek orucu,
kıbleye yönelmek haccı hatırlatır.
Namaz aynı zamanda bedenimizin zekâtıdır.
Eğer namaz üstünkörü kılınır, sıradan bir
fiilmiş gibi algılanır ve sanki bir
alışkanlıkmışçasına geçiştirilirse, ondaki derin
sırlar anlaşılmaz, ne muhteşem bir ibadet olduğu
fark edilmez.
Bu açıdan namazı hakkıyla anlayıp hakkıyla
kılmayı bir ideal hâline getirmek gerekir.
İÇİNDEKİLER |