|
2. Namaz, mü’minin miracıdır
İÇİNDEKİLER
Namaz, Mîraç’ta perdesiz ve doğrudan
emredilmiştir. Biz Müslümanlar, “Namaz, mü’minin
mîracıdır” hadisinin hakikatini tam
anlayamıyoruz. Namazın binler güzelliğinden
sadece bu özelliği bile tek başına ona
sarılmamız ve onu vazgeçilmez kabul etmemize
yeter.
Çünkü, okunan her ezan, Allah’ın namaz emrini
hatırlatan, bizi Onun huzuruna çağıran İlâhî bir
dâvettir. Her çağrı, ruhumuzun derinliklerine
kadar bizi sarsan, sevinç ve heyecana boğan,
coşkuya sevk eden bir ilândır.
Düşünün bir kere:
Bizi çok sevdiğimiz bir arkadaşımız veya bir
büyüğümüz veya bir devlet başkanı huzuruna
çağırsa, gitmez miyiz? Devlet başkanının
sarayında bir ziyâfet
olsa hiç geri durur muyuz?
Bir insan düşünün ki, “Seni şevketlü sultanım
sarayına çağırıyor. İkram ve izzette bulunacak,
takdir edip hazinesinden çok değerli hediyeler
verecek” şeklinde bir çağrı alsa ve buna
karşılık, “Benim işim var gelemem” dese, buna
akıllı diyebilir miyiz?
Hatta bir arkadaşının telefonuna cevap vermeyen
kimse var mıdır?
Diyelim ki, bizi Peygamberimiz (a.s.m.) huzuruna
çağırıyor. O tatlı hatıralarını okuduğumuz
sahabeler gibi, biz de onu göreceğiz, sohbet
edeceğiz. Koşarak gitmez miyiz? İnanın ben
sürüne sürüne de olsa gider, o Yüce Nebînin
elini öperim. Bırakın canlısını, mübârek kabrini
ziyaret için haccetmeye güle oynaya gitmiyor
muyuz?
Oysa bize namazı emreden Yüce Rabbimiz, bizim en
vefakâr dostumuz, en çok derdimizi dinleyen ve
çaresini bulan sevgilimiz, her saniye bizi ikram
ve hediyelere boğan sultânımızdır.
O öyle yüceler yücesidir ki, üzerimizdeki ikram
ve ihsanını bir an kesse, bir saniye bile
yaşayamayız.
İşte namaz, O Sultanlar Sultanıyla buluşmak,
görüşmek, konuşmak gibidir mü’min için. Ezanı
her dinlediğimizde hiç ertelemeden, şevk ve
heyecanla Onun huzuruna koşmak gerekir.
İÇİNDEKİLER |